Theseus’un Atina’ya varışından yıllarca, önce, Girit kralı Minos, oğlu Androğeos’u Atina’ya yollamıştı. Atina kıralı Aigeus, yapılmayacak bir şey yapmış, Androgeos’u azgın bir boğayı öldürmeye göndermişti. Umulduğu kadar kahraman çıkmamıştı Androgeos, boğa tarafından parçalanıvermişti. Oğlunun ölümünü duyan Minos, küplere binmiş, ordusunu peşine takarak Atina’ya gelmiş, ülkeyi ele geçirmişti. “Bütün şehri yerle bir edebim,” demişti, “yalnız dokuz yılda bir bana yedi genç kızla yedi delikanlı göndermeye söz verirseniz sizi bağışlarım.”
Atinalıların ‘ellerinden ne gelir? Söz vermişlerdi Minos’a, her dokuz yılda bir yedi genç kızla yedi delikanlı göndereceklerdi Girit’e. Giritliler de on dört genci Minotauros diye anılan korkunç canavara atacaklardı.
Minotauros yarı insan, yarı boğa bir yaratıktı. Minos’un karısı Pasiphae doğurmuştu onu. Poseidon, kendisine kurban edilmesi için bir boğa vermişti Minos’a. Minos, zavallı hayvana açmış, onu bir türlü öldürememişti. Buna çok kızan deniz tanrısı, Minos’un karısını boğaya âşık edivermişti. Bu aşkın sonunda da Minotauros doğuvermişti işte.
Minos, doğan yavruyu da öldürmemişti. Ünlü mimar Daidalos’a bir labyrinthos yaptırıp Minotauros’u oraya bıraktırmıştı. Karmakarışık yollardan meydana gelen bir yerdi labyrinthos, oraya bir giren bir daha çıkamazdı. Giritliler, Atinalıları labyrinthos’a bırakırlar, zavallı gençler de çıkış yolunu bulamadan Minotauros’a yem olurlardı.
Theseus, Atina’ya vardıktan birkaç gün sonra Girit’e on dört gencin gönderileceğini öğrendi. Babasına, “Bırakın ben do gideyim bu gençlerle birlikte,” dedi, “belki Minotauros’u öldürürüm.”
Babası önce kabul etmedi bunu; ama oğlu üsteleyince karşı koyamadı. “Olur,” dedi.
Gençleri götürecek gemi limandan ayrılırken Theseus, “Baba,” dedi, “bu geminin yelkenleri kara. Eğer ben canavarı öldürür de Atina’ya dönecek olursam bu kafa yelkenler yerine beyaz yelkenler çektiririm. Sen de uzaktan görür görmez anlarsın kurtulduğumu.”
Sonra öpüşüp ayrıldılar. Girit’de büyük bir kalabalık karşıladı Atinalıları. Karşılayanlar arasında Girit kralı Minos’un kızı Ariadne de vardı. Kızcağız görür görmez tutulu verdi Theseus’a; hemen Daidalos’a koşup “Aman Daidalos” dedi, “ bana labyrinthos’tan çıkmanın yolunu öğret.” Akıllı mimar için zor olmadı bir çıkış yolu bulmak. Ariadne’ye, “Bir yün yumağı alırsın,” dedi, “yünün bir ucunu kapıya bağlarsın. Labyrinthos’ta ilerledikçe yumağı çözersin. Dönmek istediğin zaman, yünü izleyerek kapıya gelirsin.”
Bunu öğrenen Ariadne’nin içi sevinçle doldu. Akşam olur olmaz Tbeseus’a haber saldı, “Beni Atina’ya götürüp kendine ey olarak alırsa ona labyrinthos’tan çıkış yolunu öğretirim,” dedi. Theseus razı olmaz mı buna? Kurtulursa Ariadne’yle evleneceğine söz verdi. Ertesi gün labyrinthos’a girilecekti. Theseus, Ariadne’nin gönderdiği yün yumağıyla kapıdan girdi, öteki AtinalIlar da arkasındaydı. Tünün ucunu kapının arkasına bağladılar, sonra yumağı aça aça karışık yollardan ilerlediler. Bir süre gittikten sonra Theseus, Minotauros’u gördü. Canavar uykudaydı. Elinde hiç silâh yoktu Theseus’un, ama yumrukları vardı ya… Aigeus’un yiğit oğlu o yumruklan kullanarak Minotauros’u yerden yere çarpıp öldürdü.
“Bir meçe ağacı nasıl yıkılır tepelerden
Altında ne varsa nasıl ezer, Theseus
Öyle yıktı yere Minotauros’u.
Yabani yaşaması bitti canavarın,
Artık usulca başı sallanır,
Kimseye saplıyamaz boynuzlarını artık.”
Theseus, canavan öldürdükten sonra arkadaşlar iyi e birlikte yünü izleyerek kapıya vardı. Orada kendisini bekleyen Ariadne’yi alıp gemiye bindiler, denize açıldılar.
Atina’ya dönerlerken Naksos adasına uğradılar bir ara. Orada Theseus’un Ariadne’yi bırakarak kaçtığı söylenir. Atinalı yüce kahraman kaçtıktan sonra adada tek başına kalan kızı, Dionysos’un görüp kendine eş olarak aldığı da ayrıca belirtilir. Bazı kimseler Theseus’a. yakıştıramazlar bu davranışı. Onlara kalırsa, adada Ariadne hastalanmıştır. Theseus, kızcağızı adada bir mağaraya bırakmış, bazı eşyalarını almak için gemiye dönmüştür. O anda çıkan bir fırtına, gemiyi uzaklaştırmış. Theseus da uzun bir süre sevgilisinden uzak kalmıştır. Döndüğü zaman Ariadne’yi ölü bulmuştur Theseus.
Bu ayrılıklar bir yana, herkes Theseus’un gemiye beyaz yelken çektirmeyi unuttuğu konusunda birleşmektedir. Ya Minotauros’u öldürmenin yarattığı, aşın sevinçten, ya da Ariadne’nin denizciler üzerinde bıraktığı üzüntüden, gemi kara yelkenlerle döndü Atina’ya Kral Aİğeus günlerdir geminin yolunu gözetliyordu. Uzakta beliren kara yelkenleri görünce oğlunun öldüğünü sanıp kendini denize attı. O sulara da Aigae (Ege) Denizi adı verildi.
Theseus böylece Atina kıralı oldu. Akıllı bir insandı; öyle krallıkta filân hevesi yoktu. Halkı toplayarak kendisinin kral olmak istemediğini söyledi. “Ben yalnız Başkomutan olarak kalmak istiyorum,” dedi. “Siz kendi kendinizi yönetirsiniz. Kimi başa geçirmek istiyorsanız kendi oylarınızla seçersiniz.”
Dediklerini de yaptı. Atina her bakımdan ilerledi, rahata kavuştu. Thebaiye Karşı Yediler Savaşı’nda Atina’dan yardım istenmesi bu yüzdendir. Savaşta üstünlüğünü gösteren Thebâi’liler, düşman ölülerini gömmek istememişlerdi. Yenilenler Theseus’a başvurdular, özgür insanların, böyle bir haksızlık karşısında boş durmayacaklarını biliyorlardı. Theseus, hemen bir orduyla Thebai’ye gitti. Bütün ölülerin gömülmesini sağladı, ama kötülük etmedi.Thebai Tilere. O, sadece bir haksızlığı ortadan kaldırmak için gelmişti. Hak yerini bulunca da ordusuyla birlikte Atina’ya döndü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.