14 Mart 2016 Pazartesi

Tarihi Ayakta Tutan Galata Köprüsü

Haliç XIX. Yüzyıla kadar Tarihi Yarımada’yı, Galata ve Pera’dan ayırmış. Çağlar boyu birçok köprü yapmış insanoğlu Haliç’i geçmek için… En tanınmışı şu anda Sütlüce’yi Eyüp’e bağlıyor. Günümüzdeki ise beşinci köprüdür. Galata Köprüsü geçmişten bugüne sadece geçişi kolaylaştırmamış, İstanbullu onu hep yaşamın bir parçası olarak görmüş, öyle saygı duymuş, öyle sevmiş ki…


İmparator Jüstinyen’in ritmini sürdüğü dönemlerde bile Haliç’e köprü yapma çalışmaları olduğu biliniyor, en eski köprüler Ayvansaray ve Kağıthane’de inşa edilmiş. Fakat ikisi de 1204’te İstanbul’a düzenlenen IV. Haçlı Seferi’nin kurbanı olmuş.


Rönesans sanatçısı ve bilim adamlarından Leonardo da Vinci, Sultan II. Bayezid’e Haliç Köprüsü için bir tasarım sunmuş ama bu fikir Osmanlı’yı yönetenler tarafından ciddiye alınmamış. 1836’da Unkapanı ve Azapkapı arasında sallardan yapılan bir köprü kumlana kadar da bu proje ertelenmiş.


O zamandan bu yana birçok Galata Köprüsü yapılmış. Son yapılan köprü eskisi kadar güzel değil ama hava koşullan ne olursa olsun, denize ve köprüye sadık, çok sayıda balıkçı onu yalnız bırakmıyor. Köprü altında sıralanmış balık restoranlarında güneşin Haliç’in üzerinde kayboluşunu izlemek ise ayrı bir keyif.


Leonardo’nun Köprüsü


Haliç’e bir köprü yapılması o kadar ihtiyaçmış kİ hem Leonardo da Vinci hem de Michetangeto planlar hazırlamış. 1502’de tamamlanan ve Sultan II. Bayezid’e sunulan Leonardo’nun çalışması en bilinen tasarım.


Maketi 2001 yılında Norveç Aas’ta, Leonardo Köprüleri projesinin bir parçası olarak yapıldı. 2009’da ise Marmaray projesi çerçevesinde, Galata İle Unkapanı köprüleri arasında Leonardo’nun tasarımından farklı bir metro köprüsünün yapılması için çalışmalar başlatıldı.


Galata Köprü’sünün İlk Modeller


XIX. yüzyıl ortalarına kadar köprü kurmanın teknik olarak mümkün olmadığı Haliç’in iki kıyısı arasındaki ulaşım teknelerle sağlanmış. 1845 yılında, Sultan Abdülmecid’in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan, Galata’ya ulaşımı kolaylaştırmak için bir köprü yaptırmış.


Bu köprü, Yeni Köprü, Cisr-i Cedid ya da Valide Köprüsü isimleriyle anılmış.


1863’te, Ateş Ahmed Paşa’nın ahşap olarak yaptırdığı yeni köprü, 1875 ve 1912 yıllarında demir kullanılarak yapılan köprülerle iki kez yenilenmiş; 1878 senesinde köprünün altına kahve ve lokantalar açılmış.


Aralarında Edmondo de Amicis’in de olduğu çok sayıda yazar “Avrupa’nın en muhteşem yaya yolu” diye adlandırılan bu köprü ile ilgili hoş satırlar bırakmışlar geriye. Galata köprülerinin en ünlüsü, büyük gemilerin Boğaz’dan Haliç’e geçişine olanak sağlayacak şekilde, açılır kapanır olarak tasarlanmış ve 1912’de açılmış. Beton olan son köprü ise 1994 senesinde devreye girdi.


En Ünlü Galata Köprüsü


İstanbullular Galata Köprüsü hakkında nostaljik sohbete daldıklarında, bilin ki 1912’de yapılan ve 80 sene şehre bir sadakatle hizmet eden zarif köprüye atıfta bulunuyorlar. 1992’de faaliyetine son verilmeden önce çıkan yangında zarar görmüş ancak yerine konacak olan köprü hazır olduğu için hemen yapılmıştı. Nostaljik köprü, bugün Sütlüce ve Eyüp arasında sadece yayalara hizmet veriyor.


Neden Altın Boynuz


Yabancıların Haliç’e Altın Boynuz demelerinin birçok nedeni olduğu söylenir; kimileri Kağıthane ve Alibey derelerinin çatallı şekillerini boynuza benzetir, kimileri günbatımının Haliç’teki yansımasını altına… Kimileri de 1453’te Türklerin saldırısına uğrayan Bizanslıların çok miktarda altını denize atmasına bağlar bu ismi. Aslında Altın Boynuz Yunanca “Chrysokeras”ın tercümesi ama bu kelimenin nereden geldiği tam olarak bilinmiyor. Türkçe ismi Haliç ise Osmanlıca’da “İstanbul’un Körfezi” anlamına gelen Haliç-i Dersaadet’in kısaltılmış şekli. Bazılarına göre de asıl Altın Boynuz Tarihi Yarımadanın kendisi.


Köprüden Briç’e…


Galata Köprüsü adını bir kağıt oyununa veren dünyadaki tek köprü olmalı. 1901 yılında yayınlanan bir briç rehberine göre, Kırım Savaşı sırasında Galata’da kalan İngiliz askerleri her akşam Galata Köprüsü’nü geçip kahvehanelere oyun oynamaya giderlermiş. Bu güzergah sebebiyle oyunu “Bridge” (Briç = Köprü) diye isimlendirmişler.


Geert Mak en çok satanlar listesine girmiş olan kitabı “Köprü” de, Galata Köprüsü’nde ve çevresinde yaşayan, zar zor geçinen İnsanlarla yaptığım mülakatlarla, İstanbul’un daha alt kesimlerinin hayatları üzerindeki perdeyi aralar.


 


 


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.