Türklerin tek tanrılı bir dini kabul edinceye kadar taşıdıkları dinlerden: Totemizm, Animizm ve Natürizm gibi kurucuları olmayan İlkel dinler; hayvan ve bitkilere verilen kutsal önem, bir de insan ruhunun büyük varlıklara, büyük olaylara gösterdikleri saygı ve hayranlık sebebi ile ortak bir inanç halinde Türklerin de iç âlemlerinde doğmuştur.
Yüz yıllarca Türk boyları arasında tutunan Şamanizm ise, Animizm ve Natürizm’in esaslarına dayanarak gelişmiş, bir din olmaktan ziyade bir mezhep manzarası göstermiştir. Budizm Manihaizm, Taoizm ve Lamâizm gibi kitabı ve kurucuları olan dinler ve mezheplere gelince bunlar da; türlü sebep ve olaylarla yabancı milletlerden kayarak zaman zaman Türkler arasında yayılmıştır.
Ancak şunu belirtmek gerekir ki, bir takım yabancı dinler yayılırken bunlar üzerinde eski Türk inançlarının ve Şamanizm’in etkilerini görmek te mümkündür!
Türk Kozmogonisinde karalardan önce yalnız su âlemi vardı ve dünyayı kaplamıştı. Türk Kozmogonisinin çerçevelediği bu su tablosu, Brahma dininin ana kitabı olan Veda’ların, Rig-Veda bölümünde görülmektedir. Orta Asya Eski Türklerinin ateşe gösterdikleri derin saygı da, Zerdüşt tarafından kurulan Mazdaizm’in temelinde yer almış bulunmaktadır.
Şu hale göre, Türklerin taşıdıkları dinler; Totemizm, Aninizm ve natürizm gibi Politheist ve yahut Mazdaizm, Manihaizm, ve Şamanizm gibi Dualist dinlerdir. Polivtheist dinlerde çok tanrılar, Dualist dinlerde ise karşılıklı çarpışan, birbirine zıt iki kuvvet veya tanrı görülmektedir.
Dualist dinlerden olan Mazdaizm’e göre; iyiliği temsil eden Hürmüz ile kötülüğü temsil eden Ahriman vardır ki Hürmüz tek tanrı olan Ahoramazda’yı da temsil etmektedir. Manihaizmde ise; Nuru temsil eden tanrı ile karanlığı temsil eden şeytan bulunduğu gibi, kâinatta bir de iyilik ve kötülük vardır ki bunlar da her zaman mücadele halindedir. Her şey bunların çarpışması ile olur.
Şamanizm’de de gök ve iyilik tanrısı Ülgen ile yeraltı ve kötülük tanrısı Erlik Han karşı karşıyadır. Bunda da ilk ced tanrı olan Kara Han, Ülgen ile temsil edilmektedir. Başka tanrılar ikinci plânda geliyor. Türklerin bu kadar çeşitli din kullanmalarına; yayılma, hükümet kurma, çökme, göç gibi olaylar ve kaynaşmalar, bir de Çin, Hint ve Iran gibi din kültürleri kuvvetli olan komşuları ile temaslar sebep olarak gösteriliyor.
Ama, bu olaylar ve kaynaşmalar o kadar çok ve hareketli olmuştur ki, bu yüzden dinlerin Türk kollan arasındaki yayılma sahalarını net olarak hudutlandırmak, yerleşme çağlarını tarihlere bağlamak şartiyle kesin olarak belirtmek şimdilik imkân dışı kalmaktadır.
Ancak burada genel bir bakışla şu kadarı denilebilir ki; Türkler özellikle Altaylı’lar, Yakutlar ve Çuvaş’ların bir kısmı uzun yıllar Animist, Natürist ve Şamanist kalmışlardır. Yedinci yüz yıldan sonra ise bazı yerlerde Şamanlık zayıflamış, yerini Budizm’e vermiştir,
Tukiyu’lar önceleri Şamanist iken sonra Budist olmuşlar ama bu din de askerlik enerjisini felce uğrattığı için çok geçmeden itibardan düşmüştür. Göktürler de VI. yüzyılda Budizm’e bağlanmış, Bilge Kaan di bu dinî kabul etmiş, imparatorluğun çökmesine kadar bu bağlılık devam etmiştir.
Ancak bu dini daha çok şehirliler ile hakan ve onun etrafı da toplananlar kabul etmişti. Bunların dışında kalanlar Şamanist idiler. Moğol’lar ise Şamanist iken sonraları Budizm’i kabul etmişlerdir. Ceniz sülâlesinden Kubilay da koyu bir Budist idi. Budizm, Buharaya da yayılmış iken, İslâmlık oradan bu dinin izini silmiştir.
Çeşitli dinleri taşıyan en çok Uygur’lar olmuş, önceleri Şamanist iken sonraları çeşitli dinler bunların arasında yayılmıştır. Uygur’lar ve bunlardan yetişmiş bir nesil olan Yugur’lar Tibet yolu ile Lamaizm’i de kabul etmiş, batıdan Türkistan kanalı ile gelen Manihaizm’i benimsemiş ve 762 de de Uygur hükümdarı Buğu Tekin, Manihaizm’i resmî din olarak almıştır. IX. yüzyılda, Şamanist olan Kırgızlar, uygurlara hâkim duruma geçince, Manihaizm’i de Türkistan’ın arkalarına doğru uzaklaştırdılar. Bu sıralarda Budizm de Uygurlar arasında yayılmıştır. Hatta Uygur’lar arasında Nesturîlik te bir zaman yer almıştı.
Sümer’ler ise, önceleri Altaylı’lar ve Yakut’lar gibi hayvan ve bitkilerden bir takımlarım Totem tanımışlardır ki Arslan, Boğa ve kartal gibi hayvanlar Sümer’lerin ilk Totem’leri arasında görülmektedirler.
Sonraları Animizm’e ve Naturizm’e her şeyin birer ruh taşıdığına, kozmik varlıkların, kuvvetlerin birer tanrı olduklanna inanmışlardır.
Sümer’ler ölümü normal bir son olarak kabul eder. Bir adam ölünce bedeni yeraltına, ruhu da kuş gibi yukarı âlemlere uçar. İşte böylece yeraltı âlemi fânilerin, gökler âlemi de tanrıların ve ruhların bulunduğu yerlerdi. Tanrılar ölümü yaratıklara vermiş, ölümsüzlüğü de kendilerine ayırmışlardı.
Onlara göre her şey dünyadadır. Günahların da cezası dünyada çekilir, iyiliklerin de mükâfatı yine dünyada görülür. Bunun içindir ki Sümer’ler ancak ömürlerinin uzun olmasını ister, şu iki günlük dünyada rahat yaşayabilmeleri için tanrılara dua eder, kurban keserlerdi. Sümer’ler bu din anlayışları ile Hitit’ler üzerinde de etki göstermişlerdi. Hitit’ler bir zaman Hurri dinini de kabul etmişlerdir.
Elamlı’lar ise önceleri Sümer’ler gibi Totemizm, Animizm, Natürizm ve Şamanizm kanallarından geçtikten sonra, çeşitli ya bancı dinleri de kabul etmiştir. İslâmlık girinceye kadar Oğuz ülkelerinde de Şamanlık yay- j gm bir halde idi. Bununla beraber sonraki yüzyıllarda bile İslâm- lığın kuvvetli kültürü karşısında Şamanlığın izleri silinememiş, dinî gelenekler arasında tutunmuş kalmıştır.
VIII. yüzyıldan itibaren bütün mezopotamya’daki dinler; güneyden gelen İslâmlıkla karşı karşıya kalmışlar ve kaynaşmalar, mücadeleler başlamıştır. Orta Asyada dahi bu hareketler ve din kavgaları kendini göstermiştir.
Divan-ı Lûgat-üt Türk tercümesinin birinci cildinde, müslüman olmayan bir Uygur’un nasıl öldürürldüğü şöyle anlatılmaktadır.
(Onun işini bitirdim. Arkadaşını da kaçırdım. Ölüm ağusunu içirdim, yüzünü buruşturarak içti.) Son olarak şunu da belirtmek gerekir ki; Totemizm, Animizm, Natürizm ve Şamanizm gibi Türklerin ilk dinleri ve mezhepleri, her yönü ile mitik karakter gösterdiği halde, bu arada kabul ettikleri kurucuları ve kitapları olan yabancı dinler bir yönü ile ilk bakışta mitolojik görünmezler.
Bu dinlerden Mazdaizm, Manihaizm, Budizm ve Taoizm’in genel olarak telkin etmek istediği; büyük ölçüde alçak gönüllülük, çalışmayarak köşeye çekiliş, öğrenmeyi bırakarak cahil kalma, hayrı ve iyiliği sevme, iztıraplardan kurtulmak için varlığa iltifat etmeyiş, arzuları kırma gibi kanaat ve prensiplerden bazıları reel hayata, aktif yaşayışa uymayabilir. Ama bu tavsiyeler her ne de olsa mitoloji ile ilgili sayılmazlar.
Yalnız şu var ki, bu doktrinleri ortaya koyanlar; ancak yaptıkları yukardaki tavsiyelere riayetle; kutsal hakikatlere ulaşan yoldan yürünülmüş olacağını, görünmezler âlemindekileri tanımanın, onlara yaklaşmanın başka çaresi olmadığını belirtmek isterler ki, işte o zaman dünya işlerinden ve yolundan ayrılmış, mitolojinin hududu içine ayak basilmiş olur.
Zerdüşt; (ZentAvesta) da, Mani; (Erteni Mani) de Tao; (Tao-te-King) de Buda da Nirvana için yaptığı işaretlerde; nasihatleri ile İlâhileri ile hep bu âlemlere giden yollara yolcu hazırlamak isterler. Şimdi küçük birer örnek alarak bu görünmezler âlemindekilere bakılacak olursa manzaralar daha iyi aydınlanabilir:
Mazdaistlerce; Büyük Tanrı Ahora Mazda’nın güneşte oturuşu, Hürmüz ile Ahriman gibi iyilik ve kötülük tanrılarının çarpışmaları, Budist’lere göre; Buda’nın göklere çıkarak otuz üç tanrıyı irşat edişi, güneşin bir tekerlek olarak ele alınışı, şeytanın Buda’ya musallat oluşu, Manihaist’lere göre; nurun iyiliği, karanlığın kötülüğü temsili ile bunların mücadelesi, şeytanın karanlıklardan doğuşu, Taoist’lerde ise; boşluk âleminin kutsal tanınarak, asıl faziletin kâinattaki intizamda oluşu, bu bakımlardan boşluk âleminin bütün yaratıklardan iyi bulunuşu gibi din kurucularına tanrısal kudretlerin verdiği ilhamlardan doğan mitolojik tablolar bol bol göze çarpar. Bu bölümde kurucuları ve kitapları olan yabancı dinlerden bahsedilişin sebebi de; Türkler bu dinleri taşımakla, bunların mitolojik havası içine de girdiklerini göstermektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.